Yaratıcı (!)
Bir kişinin hayatını, alışkanlıklarını değişmesinin ne kadar güç olduğunu kendimizden dahi paybiçebiliriz. Toplumsal değişimin ne kadar güç olacağını ve ne kadar zaman alacağını tarih bizlerefazlasıyla göstermiştir.Bu toplumsal değişim süreçlerinde eğitim, en büyük dinamo etkisi göstermiştir desek mübalağayapmış olmayız umarım. Tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan dijital topluluğageçişte, eğitimde değişmiş fakat içerik ve anlamını tam anlamıyla dolduramamıştır. Bunu sadeceülkemiz olarak değil gelişmiş ülkelerin öğretim faaliyetlerine bakıldığında dahi çok düşünen,sorgulayan, bunlara eyleme geçiren insanların toplumda, şirketlerde, hayatta pek tasvip edilmediğineçok kez şahit oluyoruz. Her düşüncenin kendinden olana hürmet, karşıt olana düşman gözüylebakması zihin dünyamızın ne denli bencil ve eğitimsiz olduğunu gösteriyor. Halbuki matematik vebilim, çelişkiler arayarak doğruyu bulma, çelişkileri, karşıt görüşleri sevme tezleriyle hattayöntemleriyle doludur. Bunun ilk örneklerinden Öklid (M.Ö 330- 270) asal sayıların sonsuzluğunuispatlarken kullandı (keşfetti) ve bu yöntemle matematikte birçok hipotez ispatlanabildi. Eleştiriseldüşünce, yaratıcılık, üretkenlik nedeyse kimsenin ağzından düşmüyor. Fakat “yaratıcı ol evladım …” derken kullanılan ifadeler dahi kendi ifadelerimiz, değil. Eğitim camiası olarak fikirlerimizinkaynakçasını paylaşmaktan imtina ederken, eleştirilmekten korkarken “eleştiren, sorgulayan, yaratıcıbir nesil yetiştiriyoruz” demek ne kadar yersiz takdir sizlerin. Bu bağlamda bir toplumun değişmesi vedönüşmesi (iyiye doğru olacak ise) bilimle olacak, hür düşünce ile olacak. Yazımı bitirirken geçtiğimizyıl kaybettiğimiz, yeri zor bile doldurulamayacak, matematik camiasının yakından tanıdığı Prof. Dr. Cem Tezer’in sözleriyle bitiyorum: “Sizlere bir iyi, bir kötü haberim var. Kötü haber eğitim sistemimizberbat, iyi haber tüm Dünya’da berbat. Özellikle tüm Dünya’nın 1920’den sonra matematiğin nitelikliinsan yetiştirme ve dil öğrenme nitelikleri kaybettiği bir dönemi yaşıyoruz, inanın tüm Dünya’daberbat. Diyecekseniz ki efendim peki Avrupa’da durum nedir? Onlar sadece geçmiş eylemsizlerinden(hocamız burada Avrupa’nın zamanında yaptığı entelektüel ve bilimsel birikimden bahsediyor) dolayı iyi gözüküyorlar. Buna Finlandiya, Çin dahil.
ALINTIDIR
Bir kişinin hayatını, alışkanlıklarını değişmesinin ne kadar güç olduğunu kendimizden dahi paybiçebiliriz. Toplumsal değişimin ne kadar güç olacağını ve ne kadar zaman alacağını tarih bizlerefazlasıyla göstermiştir.Bu toplumsal değişim süreçlerinde eğitim, en büyük dinamo etkisi göstermiştir desek mübalağayapmış olmayız umarım. Tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan dijital topluluğageçişte, eğitimde değişmiş fakat içerik ve anlamını tam anlamıyla dolduramamıştır. Bunu sadeceülkemiz olarak değil gelişmiş ülkelerin öğretim faaliyetlerine bakıldığında dahi çok düşünen,sorgulayan, bunlara eyleme geçiren insanların toplumda, şirketlerde, hayatta pek tasvip edilmediğineçok kez şahit oluyoruz. Her düşüncenin kendinden olana hürmet, karşıt olana düşman gözüylebakması zihin dünyamızın ne denli bencil ve eğitimsiz olduğunu gösteriyor. Halbuki matematik vebilim, çelişkiler arayarak doğruyu bulma, çelişkileri, karşıt görüşleri sevme tezleriyle hattayöntemleriyle doludur. Bunun ilk örneklerinden Öklid (M.Ö 330- 270) asal sayıların sonsuzluğunuispatlarken kullandı (keşfetti) ve bu yöntemle matematikte birçok hipotez ispatlanabildi. Eleştiriseldüşünce, yaratıcılık, üretkenlik nedeyse kimsenin ağzından düşmüyor. Fakat “yaratıcı ol evladım …” derken kullanılan ifadeler dahi kendi ifadelerimiz, değil. Eğitim camiası olarak fikirlerimizinkaynakçasını paylaşmaktan imtina ederken, eleştirilmekten korkarken “eleştiren, sorgulayan, yaratıcıbir nesil yetiştiriyoruz” demek ne kadar yersiz takdir sizlerin. Bu bağlamda bir toplumun değişmesi vedönüşmesi (iyiye doğru olacak ise) bilimle olacak, hür düşünce ile olacak. Yazımı bitirirken geçtiğimizyıl kaybettiğimiz, yeri zor bile doldurulamayacak, matematik camiasının yakından tanıdığı Prof. Dr. Cem Tezer’in sözleriyle bitiyorum: “Sizlere bir iyi, bir kötü haberim var. Kötü haber eğitim sistemimizberbat, iyi haber tüm Dünya’da berbat. Özellikle tüm Dünya’nın 1920’den sonra matematiğin nitelikliinsan yetiştirme ve dil öğrenme nitelikleri kaybettiği bir dönemi yaşıyoruz, inanın tüm Dünya’daberbat. Diyecekseniz ki efendim peki Avrupa’da durum nedir? Onlar sadece geçmiş eylemsizlerinden(hocamız burada Avrupa’nın zamanında yaptığı entelektüel ve bilimsel birikimden bahsediyor) dolayı iyi gözüküyorlar. Buna Finlandiya, Çin dahil.
ALINTIDIR