Petrol Ofisi ATF 2 ne işe yarar ?

Irem

Global Mod
Global Mod
Petrol Ofisi ATF 2 Ne İşe Yarar? Bir Şanzıman Yağını Sadece “Yağ” Olarak Görmemek

Otomatik şanzıman yağlarıyla ilgili araştırma yaparken insanın karşısına ilk çıkan soru genellikle çok basit oluyor: “ATF 2 ne işe yarar?” Fakat biraz derine indiğinizde bunun yalnızca yağlama yapan bir sıvı olmadığını görüyorsunuz. Aslında ATF, sürtünme, ısı transferi, hidrolik basınç, yüzey kimyası, aşınma ve oksidasyon gibi birçok fiziksel ve kimyasal sürecin aynı anda yönetilmesini sağlayan oldukça karmaşık bir çalışma sıvısı.

Petrol Ofisi’nin ATF II ürünü de bu açıdan incelenmeye değer. Üretici ürünü yüksek viskozite indeksli, özel katkı paketiyle formüle edilmiş otomatik şanzıman yağı olarak tanımlıyor. Kullanım alanları arasında binek ve ağır vasıta otomatik şanzımanları, transmisyonlar, direksiyon sistemleri ve üretici tarafından izin verilen bazı hidrolik sistemler bulunuyor. Ürün; GM Dexron IID, Allison C4, CAT TO-2, MAN 339 Type V1, ZF 02F/04D/14A/17C, Voith 55.6355, Volvo 97340, MERCON ve TASA gibi çeşitli spesifikasyonlarla ilişkilendiriliyor.

Burada bence asıl ilginç nokta şu: Bir ATF'nin “iyi” olması tek başına yeterli değil; belirli bir şanzımanın istediği sürtünme karakteristiğine sahip olması gerekiyor. Gelin bunu biraz bilimsel olarak inceleyelim.

ATF II'nin Temel Görevi Nedir?

Otomatik şanzımanda güç aktarımı, manuel şanzımandaki gibi yalnızca dişliler üzerinden gerçekleşmez. Hidrolik devreler, tork konvertörü ve özellikle ıslak kavramalar sistemin önemli parçalarıdır. Bu nedenle ATF'nin aynı anda birkaç görevi vardır:

• Hareketli parçalar arasında yağlama sağlamak

• Kavrama paketlerinde kontrollü sürtünme oluşturmak

• Hidrolik basıncın iletilmesine yardımcı olmak

• Isıyı sistem içerisinde taşımak

• Dişli ve rulmanlarda aşınmayı azaltmak

• Korozyon ve pas oluşumunu sınırlamak

• Köpürmeyi kontrol etmek

• Sızdırmazlık elemanlarıyla uyumlu çalışmak

• Oksidasyona karşı dayanıklılık göstermek

Petrol Ofisi de ATF II için özellikle yüksek ve düşük sıcaklıklarda viskozite kararlılığı, düzgün güç iletimi, sürtünmenin düzenlenmesi, oksidasyon dayanımı, köpük kontrolü ve korozyon korumasını öne çıkarıyor.

Dolayısıyla “ATF II şanzımanı yağlar” demek teknik olarak doğru olsa da eksik bir tanım olur. Daha doğru ifade, ATF II'nin şanzımandaki mekanik ve hidrolik çalışma koşullarını belirli bir sürtünme ve viskozite penceresi içerisinde tutmaya yardımcı olan fonksiyonel bir sıvı olduğudur.

Bilimsel Araştırmalar ATF'nin Sürtünme Davranışı Hakkında Ne Söylüyor?

Bu konuda oldukça ilginç akademik çalışmalar bulunuyor. Örneğin Ingram ve arkadaşlarının Tribology Transactions dergisinde yayımlanan çalışmasında, otomatik şanzımandaki ıslak kavramanın düzgün çalışması için sürtünmenin yalnızca yüksek olması değil, kayma hızı arttıkça uygun biçimde değişmesi gerektiği gösteriliyor. Araştırmacılar farklı katkı maddelerinin sürtünme-kayma hızı davranışını nasıl değiştirdiğini deneysel olarak incelemişlerdir.

Çalışmadaki çok önemli ifade şu şekilde özetlenebilir: “Islak kavramanın verimli ve düzgün çalışması için sürtünmenin tüm kayma hızı aralığında yüksek olması gerekir.”

Bu nokta günlük sürüş açısından oldukça anlamlı. Çünkü vites geçişi sırasında kavrama balataları birbirinden tamamen bağımsız iki yüzey gibi davranmaz. Aralarında çok kontrollü bir sürtünme ilişkisi vardır. Yağın kimyasal yapısı bu ilişkinin nasıl gerçekleşeceğini etkiler.

Dolayısıyla yanlış ATF kullanıldığında ortaya çıkan sorun yalnızca “yeterince yağlamıyor” şeklinde açıklanamaz. Daha karmaşık bir problem oluşabilir: Kavrama yüzeylerinin olması gereken sürtünme karakteristiği değişebilir.

Sonuç olarak sert vites geçişleri, gecikmeli kavrama, titreme veya “shudder” olarak adlandırılan titreşimler görülebilir. Elbette bu belirtilerin her biri doğrudan yağdan kaynaklanmaz; mekanik, hidrolik ve elektronik arızalar da benzer sonuçlar doğurabilir.

ATF II'nin Viskozitesi Neden Önemli?

Petrol Ofisi'nin ürün bilgi dokümanında ATF II için 15 °C'de yaklaşık 0,863 kg/L yoğunluk, 40 °C'de 39 mm²/s, 100 °C'de 7,80 mm²/s kinematik viskozite ve 176 viskozite indeksi veriliyor. Akma noktası da yaklaşık -42 °C olarak belirtiliyor. Üretici, bu değerlerin üretimden üretime değişebileceğini özellikle not ediyor.

Viskoziteyi basitçe “yağın kalınlığı” diye tanımlamak kolay ama bilimsel açıdan daha doğru yaklaşım, akışa karşı gösterilen direnci değerlendirmektir.

Şanzıman çalışma sıcaklığı yükseldiğinde yağın fazla incelmesi istenmez. Çünkü hidrolik sistemde basınç kontrolü ve yüzeyler arasındaki yağlama koşulları bundan etkilenebilir. Tersine, düşük sıcaklıkta yağın aşırı koyulaşması da akışkanlığın ve güç aktarımının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.

İşte yüksek viskozite indeksinin önemi burada ortaya çıkar. Amaç, sıcaklık değiştikçe viskozitenin mümkün olduğunca kontrollü değişmesidir.

Bu durum özellikle kışın soğuk çalıştırma ile yoğun trafikte yüksek sıcaklığa ulaşan şanzımanın aynı yağla çalışması açısından önemlidir.

Peki ATF II Neden Sürtünmeyi “Yok Etmek” Yerine Düzenliyor?

Burada otomotiv yağları konusunda sık yapılan bir yanlış anlaşılma var. “İyi yağ sürtünmeyi mümkün olduğunca azaltmalıdır” düşüncesi motor yağı için bazı durumlarda anlamlı olabilir; fakat otomatik şanzıman kavramalarında mesele bundan daha karmaşıktır.

Islak kavramanın tamamen sürtünmesiz olması zaten istenmez. Kavramanın görevi iki parçayı kontrollü şekilde birbirine bağlayarak tork aktarımını gerçekleştirmektir.

2010 yılında yayımlanan hakemli bir çalışmada Ingram ve arkadaşları, ATF içindeki sürtünme düzenleyici katkı maddelerinin yüzeyde adsorbe olmuş sınır filmleri oluşturabildiğini ve bu yapıların sürtünme davranışını etkilediğini ortaya koyuyor. Çalışmada, bazı organik sürtünme düzenleyicilerin düşük kayma hızlarında sürtünmeyi düşürdüğü; katkı kombinasyonlarının ise farklı sürtünme davranışları oluşturabildiği gösteriliyor.

Daha da ilginci, araştırmacılar ATF'nin sürtünme davranışını yalnızca yağın viskozitesiyle açıklamanın yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Burada yağ molekülleri ile kavrama yüzeyleri arasında gerçekleşen fizikokimyasal etkileşimler de devreye giriyor.

Bu nedenle ATF, basit anlamda “metal parçaların arasına girip onları kayganlaştıran sıvı” değildir.

Katkı Maddeleri Gerçekte Ne Yapıyor?

ATF formülasyonlarında antioksidanlar, aşınma önleyiciler, deterjan/dispersan sistemleri, viskozite düzenleyiciler, köpük önleyiciler ve sürtünme düzenleyiciler gibi farklı işlevlere sahip katkılar bulunabilir.

Hakemli triboloji araştırmaları, bu katkıların yüzeyde tribofilm adı verilen kimyasal filmler oluşturabileceğini gösteriyor. Örneğin Tribology International dergisinde yayımlanan bir çalışmada ATF katkılarının çelik kavrama yüzeyleriyle kimyasal reaksiyonlara girdiği ve yüzeyde fosfor, kalsiyum ve oksijen içeren tribokimyasal yapıların oluşabildiği gösterilmiştir. Araştırmacılar XPS, SIMS, SEM ve EDX gibi yüzey analiz tekniklerinden yararlanmıştır.

Bir başka araştırmada ticari ATF'lerden oluşan tribofilmlerin kalsiyum fosfat yapılarıyla ilişkisi ve bunların anti-shudder performansına etkisi incelenmiştir.

Bu araştırmaların ortak mesajı oldukça net: Şanzıman yağı ile metal ve sürtünme malzemesi arasında kimyasal bir etkileşim vardır.

Dolayısıyla “aynı viskozitedeki herhangi bir yağ kullanılabilir” yaklaşımı bilimsel açıdan savunulamaz.

Oksidasyonun Şanzıman Yağına Etkisi Neden Önemli?

ATF'nin maruz kaldığı en önemli yaşlanma mekanizmalarından biri oksidasyondur. Yüksek sıcaklık, oksijen, metal yüzeyler ve uzun süreli çalışma yağın kimyasal yapısını değiştirebilir.

2021 yılında Friction dergisinde yayımlanan deneysel çalışmada araştırmacılar farklı oksidasyon seviyelerine sahip ATF'leri hazırlayarak ıslak kavrama sisteminde incelemişlerdir. Oksidasyon; karbonil bileşiklerindeki artış ve bazı katkı maddelerindeki azalma üzerinden değerlendirilmiş, ayrıca kinematik viskozite ve viskozite indeksindeki değişimler ölçülmüştür. Deneylerde gerçek otomotiv kavrama malzemesi ve çelik ayırıcı diskler kullanılmıştır.

Sonuç oldukça ilginç: Yağın oksidasyonu sürtünme katsayısını artırabilmiş, ancak sürtünme-kayma hızı eğiminin azalması anti-shudder özelliklerini olumsuz etkileyebilmiştir.
 
Üst