Gökdere pazarı hangi gün kuruluyor ?

Ilay

Global Mod
Global Mod
Gökdere Pazarı: Bir Haftalık Hayatın Ritmi

Merhaba sevgili forumdaşlar,

Bugün sizlere hayatın sıradan gibi görünen ama aslında birçok duyguyu, anıyı ve hikâyeyi içinde barındıran bir günü anlatmak istiyorum. Gökdere Pazarı… Ne çok hatıra biriktirmiştir, değil mi? Eğer siz de Gökdere’nin sokaklarında bir yürüyüş yaptıysanız, her şeyin nasıl birden farklılaştığını, hayatın daha yavaş aktığını hissettiniz mi?

Bu yazımda, her hafta pazara uğrayan iki kişinin gözünden Gökdere Pazarı’na dair duygusal bir hikâye paylaşacağım. Bir yanda, sorunları çözmek için sürekli plan yapan, pratik yaklaşan bir erkek; diğer yanda ise, duyguları ve insan ilişkilerini çok derinlemesine hisseden, empati gücü yüksek bir kadın var. Gelin, ikisinin gözünden Gökdere’nin gerçek ritmine tanık olalım.

Pazarın Öncesi: Gökdere’de Bir Sabah

Murat, sabah erken saatlerde uyanır. Her şeyin zamanında olmasını sever. Gökdere Pazarı’na gitmek için planlarını yaparken, “Bugün de her şey yolunda gidecek, işlerimi hallederim” diye düşünür. Pazarda alması gereken taze sebzeler, nar gibi elmalar ve en sevdiği zeytinyağını almak için bu ziyaretini hızla bitirecektir. Murat’ın kafasında her şey bir stratejiye dayalıdır; pazara gitmek de öyle. Bir hedefe varmak, ne alacağını bilmek, harcanacak zamanın hesaplanması. Her şey hesaplı, düzenli. “Pazarın en verimli şekilde nasıl geçeceğini” düşünürken, adımlarını hızla atar.

Bir tarafta, pazara giden yol boyunca, elinde pazara götürdüğü tekerlekli çantasıyla Ayşe yürümektedir. Ayşe’nin sabahı farklıdır. O, bu pazarda her zaman bir şeyler kaybettiğini, bir şeyler bulduğunu hisseder. Gökdere Pazarı, onun için yalnızca bir alışveriş mekanı değil, aynı zamanda ruhunun dinlendiği, insanların hal hatır sorduğu, kısa sohbetlerin gerçekleştiği bir dünyadır. Gökdere’deki kasap, Ayşe’nin annesinin eskiden her hafta pazara gittiği aynı dükkândır. Ayşe, hayatın hızla akmadığı, insanların birbirine gülümsediği bir yerin parçası olmanın huzurunu yaşar. Pazara gitmek, bir yandan alışveriş yapmak, diğer yandan eski dostlarla karşılaşmak ve kendini yeniden bulmaktır. O, pazara sadece alışveriş yapmaya değil, bir bakıma kalbini tazelemeye de gelir.

İki Farklı Perspektif: Bir Yoldaşlık Hikâyesi

Murat ve Ayşe, pazara girdiklerinde karşılaşırlar. Murat’ın gözleri alışverişin ne kadar verimli olacağına dair hesaplamalarla doludur. Taze meyve ve sebzelerin arasından geçerken hızlıca seçer, “Şu kadar domates, şu kadar patates…” diye listeleri kafasında sıralar. Ayşe ise daha yavaş ilerler. Rengârenk tezgahları, pazarcıların tatlı sohbetlerini, insanları dinlemeye bayılır. Birçok farklı hikâyeye tanıklık ederken, içi ısınır. "Pazarın insan ruhunu nasıl dinlendirdiğini" hisseder.

Ayşe, Murat’ı fark eder ve gülümseyerek ona yaklaşır. "Nasılsın?" der. Murat başını kaldırır, hafif bir gülümseme ile cevap verir: "İyi, sen?" İkisi de biraz duraklar, bir süre sessizlik hakim olur. Murat, pazarda alınacaklar listesine odaklanmışken, Ayşe, etrafındaki insanlarla olan ilişkileri ve ruh halini gözlemeye devam eder.

Ayşe’nin derin empatisi, Murat’ın her şeyin planlı gitmesini isteyen analitik yapısına karşı bir zıtlık oluşturur. Ayşe’nin bakış açısında, alışveriş yapmak sadece bir görev değildir. O, her sebzenin ve meyvenin üreticisiyle kurduğu ilişkiyi hisseder. “Bu domatesi geçen hafta köylüyle sohbet ederek aldım, ne kadar lezzetli!” diye düşünür. O anı, Murat’ın düşüncelerinden çok farklı bir şekilde anlamlandırır.

Murat ise, pazara giderken yalnızca ne alacağını değil, hangi tezgâhın daha uygun fiyat sunduğunu da hesaplar. Her adımı bir stratejidir. Ama Ayşe'nin bakış açısında bu hesaplamalar kaybolur. Ayşe için pazara gitmek, insanlarla kurulan bağlarla ilgilidir. “Bütün bu köylüler burada bir arada, hangi günde, hangi saatte çalıştıkları, nasıl geçimlerini sağladıkları…” Ayşe, bu ilişkilere, onlara dair duyduğu empatiyle değer verir.

Pazarda Bir An: Birleşen Yollar

Pazarın tam ortasında, bir çocuk elinde taze portakallarla koşarak gelir. Ayşe, gülümseyerek çocuğa “Merhaba” der ve pazara olan ilgisini gösterir. Çocuk, ona gülümseyerek, “Bunlar annem için,” der. Ayşe, çocukla kısa bir sohbet ederken, Murat, alışverişini tamamlamak üzere bir köşe başındaki tezgâha yönelmiştir. O, alacaklarının neredeyse tamamını toplamıştır ve vakit kaybetmek istemez. Oysa Ayşe, insanların aralarındaki bağları gözlemleyerek, pazarın kalp atışlarını duyar.

Gökdere Pazarı, Murat için sadece alışveriş yapılan bir alandır; fakat Ayşe için o, bir araya gelen hayatların yeridir. Ayşe, yalnızca pazarda alınacakları değil, insanların hislerini, yaşadıkları ve kaybettikleri duyguları da alır. Gökdere, onun için bir yaşam alanıdır. Murat ise, pazardan hızlıca çıkıp hayatına devam eder. Bu, onun çözüm odaklı yaklaşımının bir yansımasıdır.

Hikâyenin Özü: Gökdere Pazarı’na Dair Düşünceler

Pazarın farklı temposunda, Murat’ın analitik yaklaşımı ile Ayşe’nin empatik bakışı arasındaki farkları görmemek mümkün mü? İki kişi, farklı bakış açılarıyla aynı pazarda buluşmuşlardır. Fakat aslında birbirlerine ne kadar çok şey katmaktadırlar. Murat, çözüm arayarak hayatını organize etmeye çalışırken, Ayşe, duygusal zekâsıyla o çözümün içindeki insanları anlamaya çalışır.

Sizce, bizler de günlük yaşamımızda böyle mi davranıyoruz? Çözüm odaklı olmak mı yoksa empatik bir bakış açısı geliştirmek mi daha doğru? Gökdere Pazarı’nın ritmine bakarak, bizler nasıl daha sağlıklı bir denge kurabiliriz? Fikirlerinizi paylaşın, her iki bakış açısını bir arada nasıl daha iyi kullanabiliriz, hep birlikte tartışalım.

Hikâye nasıl bir noktada birleşiyor, ve siz hangi karakterle daha çok özdeşleşiyorsunuz?
 
Üst